KADIN OLMANIN GÜZELLİĞİNE YAŞAM BOYU SPORLA SAĞLIK KATIN!

Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu İnce

YORGUNLUK İÇİN ALINAN BİTKİSEL İLAÇLAR MASUM DEĞİLLER

Koşu bandı alırken doğru seçim yapabilmek için...

POWER BALANCE

KADIN OLMANIN GÜZELLİĞİNE YAŞAM BOYU SPORLA SAĞLIK KATIN!

Spor yapmak her yaştaki insanın sağlığını koruması için büyük önem taşıyor. Ancak kadınlar doğum, menopoz ve anneliğin yanı sıra çalışma hayatının getirdiği stres gibi zorluklar sebebiyle erkeklere oranla daha erken yaşta yıpranıyorlar. Oysa spor yapmayı hayatlarının vazgeçilmez bir parçası haline getiren kadınlar, genç yaşlarının verdiği yaşam kalitesini koruyabiliyorlar.

Sporun Kadınlara Sağladığı 13 Yararı Biliyor musunuz?

Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Reyhan Çeliker, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kadınlara özel spor önerileri hazırladı. Prof. Dr. Çeliker, spor yapmanın kadınlara sağladığı 13 faydayı şöyle sıraladı:

  • Adale kuvvetini artırır
  • Esneklik ve dayanıklılığı artırır
  • Kemik yoğunluğunu artırarak kemikleri güçlendirir
  • Enerji düzeyini artırır, daha zinde olursunuz
  • Kilo kontrolü sağlar, eklemlere binen yükü azaltır
  • Stres, depresyon ve kaygı belirtilerini azaltır
  • Daha iyi uyumamızı sağlar
  • Kalp hastalığı riskini azaltır
  • Kan basıncını düzenler
  • Yüksek kolesterol riskini azaltır
  • Aerobik kapasiteyi ve kondisyonu artırır
  • Bazı kanser türlerinden korur
  • Yaşam kalitesini arttırır

Hiç spor yapmamış kişilere neler önerirsiniz?

Uzun süredir aktif olmayan, hiç spor yapmayan kişilerde yürüme ile başlanmalıdır. İlk gün 5 dakika gibi kısa bir süre ile başlanır, her gün 1-2 dakika artırılır. Daha aktif, sağlıklı bir kişi ise 20 dakika ile başlayabilir. Her iki durumda da süre yavaş yavaş 60 dakikaya kadar uzatılır. Bu hedefe ulaştıktan sonra hafta 3-4 kez 45 dakika-bir saat yürüyüş yapılır. Eğer bu süre kişiye fazla geliyor ise kısaltılır, ancak kesinlikle tümden bırakılmamalıdır. Dayanıklılık arttığında yeniden süre bir saate kadar çıkarılır. Yürüyüş açık havada, parkta olabileceği gibi, kapalı mekanda veya yürüme bandında da yapılabilir.

Yürürken veya egzersiz yaparken nabzımız ne kadar atmalıdır?

Orta düzeyde bir egzersiz için kalp hızımız maksimum kalp hızının yüzde 60-80’ine ulaşmalıdır. Daha düşük kalp hızı ile çalışmanın kalp-damar sistemine yararı sınırlıdır. Daha yüksek kalp hızı ise kalbi yorar. Maksimum kalp hızı yaşın 220’den çıkarılması ile hesaplanır (220-yaş). Bulunan sayı 0,6 ile çarpılarak egzersiz sırasında ulaşılması gereken en düşük kalp hızı, 0,8 ile çarpılarak en yüksek kalp hızı bulunur. Örneğin 50 yaşında bir kişinin maksimum kalp hızı 170, egzersiz sırasında olması gereken ise 102-136 arasıdır. Egzersiz sırasında kalp hızı sayılarak kontrol edilmelidir.

Alışveriş sırasında yürümek de hareket sayılmaz mı?

Alışveriş veya günlük aktiviteler sırasındaki yürüyüş tempolu olmadığı, genellikle kısa mesafelerde sık olarak durmayı gerektirdiği için kalp hızı yeterince artmaz. Hiç yürümemekten iyi olmakla birlikte yararı sınırlıdır. Ayrıca sakatlıklara yol açmaması açısından spor uygun giysi ve ayakkabı ile yapılmalıdır. Alışveriş sırasında bu genellikle sağlanmamaktadır.

Gün içinde işyerinde merdiven inip çıkmak yararlı mı? (Kaç basamak çıkmalı, kaç defa?)

Gün içinde işyerinde uzun süre aynı pozisyonda çalışmak kas iskelet sisteminde birçok sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle her saat başı kısa bir ara verip hareket etmek hastalık riskini azaltacaktır. Özellikle diz ekleminde bir sorun yok ise bu merdiven inip çıkarak sağlanabilir. 10 dakika süre ile tempolu olarak merdiven inip çıkmak 30 dakika yürümek kadar yarar sağlar. Ancak bu egzersizin iş kıyafetleri ve özellikle de kadınlarda topuklu ayakkabı ile yapılması eklemleri zorlayabilir. Ancak 2-3 kat inmek veya çıkmak gerektiğinde kesinlikle asansör yerine merdiven tercih edilmelidir.

Evde jimnastik, aerobik yapmak yetmez mi? Kaç dakika yaparsak faydasını görürüz?

Egzersizin mutlaka bir spor kulübünde yapılması gerekmez, evde de yapılabilir. Böylece fazla zaman kaybı olmaz, kısa süre boş vakti bile olsa kişi egzersiz yapabilir. Burada en önemli nokta hareketlerin doğru yapıldığından emin olmaktır. Bu nedenle başlangıçta hareketlerin doğru öğrenilmesi için bir eğitmenden yardım alınması sakatlanma riskini azaltır. Süre diğer egzersizlerde olduğu gibi haftada 3 gün 30-60 dakika olmalıdır. Ancak zaman kısıtlı olduğunda 10 dakika gibi kısa bir sürede daha yoğun egzersiz yaparak da yarar sağlayabilir.

Yüzme haftada kaç kez, ne kadar süreyle yapılmalı, hangi stilde yüzelim? Günde 8-10 saat oturup ofis işi yapan biri, haftada 3 gün birer saat yüzse, bunca hareketsizliğe rağmen fayda görür mü?

Yüzme ideal aerobik egzersizlerden biridir. Her yaşta yapılabilir, dayanıklılığı artırır. Kalp ve akciğer kapasitesi açısından çok yararlı olduğunu söyleyebiliriz. Bir diğer yararı ise suyun kaldırma kuvveti nedeniyle eklemlere yük binmemesidir. Özellikle bel, kalça, diz, ayak bileği gibi eklemlerde sorunu olanlar için en güvenli egzersizdir. Tüm stillerin yararı vardır, ancak bel ağrısı olanlarda serbest stil ve sırt üstü yüzme önerilir. Kurbağalama stili özellikle baş su dışında olduğunda bel ve boyun ağrısını artırabilir. Devamlı oturarak çalışanlarda yüzme yanı sıra kuvvetlendirme egzersizleri de yapılmalıdır. Adalelerin ve kemiklerin kuvvetlenmesi için yüzme tek başına yeterli değildir. Ağırlık ile yapılan kuvvetlendirme egzersizleri daha etkilidir. Yüzme diğer aerobik egzersizlerde olduğu gibi haftada 3 gün yapılmalıdır. Toplam yarım saat su içi hareket veya yüzme genellikle yeterlidir.

Pilates çok yaygınlaşıyor. Ancak bu başka ortopedik sorunlara neden olmuyor mu? Herkes yapmalı mı? Süresi ne kadar olmalı, pilates gerçekten nasıl yapılırsa yararlıdır?

Son yıllarda popüler olan pilates germe ve kuvvetlendirme egzersizlerini kombine ederek tüm vücudu çalıştırır. Sert hareketler içermez. Özellikle omurga çevresi adaleler ve denge üzerinde durur. Nefes egzersiz teknikleri de yer alır. Hem kuvveti, hem esnekliği artırır. Bedenin farkındalığını ve zihinsel konsantrasyonu artırır. Ancak çok farklı komponentleri vardır, uzun süredir egzersiz yapmayanlarda başlangıç için uygun olmayabilir. Hamilelerde daha önce pilates yapmamışlar ise önermiyoruz. Bel ve boyun ağrısı olanlar doktor kontrolünden geçtikten sonra, iyi bir eğitmen eşliğinde yapmalıdır. Konsantrasyon güçlüğü çekenler pilateste zorlanabilir. Osteoporozu olanlarda ise kişiye özel program yapılması gerekmektedir.

Hangi yaşlarda hangi sporları yapmamız uygun?

Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda egzersiz tipi dikkatle seçilmelidir. Çocuklarda obesite-şişmanlık giderek yaygınlaşan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bilgisayar başında uzun süre geçiren çocuklarda aktivite düzeyi düşüyor. Oysa bu yaşlarda aktif olmak ileri yaşlarda da aktif olmayı ve birçok hastalıktan korunmamızı sağlıyor. Bu yaşlarda yoğun aerobik egzersiz yapılabilir. Tenis, yüzme, koşma, futbol gibi aktiviteler ile bu gerçekleştirilebilir. Çocuklarda ağırlık çalışması yapılmamalı, kendi vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler tercih edilmelidir. Birinci amaç sakatlanmaları önlemek olmalıdır. 7-10 yaş arasında jimnastik, yüzme, tenis, bisiklet ve futbola başlanabilir. 10 yaş üzeri ise organize takım sporları için uygundur. Erişkinlerde egzersiz seçiminde en önemli nokta eşlik eden hastalıkların varlığıdır. Eklem sorunları, böbrek, kalp, akciğer hastalıkları, şeker hastalığı ve osteoporoz varsa egzersiz tipi ve süresi dikkatle seçilmelidir. 65 yaş üzeri kişilerde kuvvetlendirme, esnekliği, dayanıklılığı ve dengeyi arttırma öncelikli amaçlar olmalıdır. Osteoporozu olanlarda öne eğilerek yapılan egzersizlerden kaçınmak gerekir. İleri yaşlarda genellikle 20 dakika yürüme, yüzme veya su içi egzersiz yeterlidir.

Doğumdan sonra formu korumak, vücudu sakatlamadan sağlıklı olmak için neler yapılmalı?

Gebelik sırasında egzersiz yapan ve normal yolla doğum yapan kadınlar birkaç gün içinde, kendilerini iyi hissettiklerinde hafif yürüyüşlere ve germe egzersizlerine başlayabilir. Doğumdan bir hafta sonra haftada 3 kez 30 dakikalık yürüyüş yapılabilir. Kuvvetlendikçe süre artırılabilir. Sezaryen ile doğum yapanlarda ise 6-8 hafta beklemek uygundur. Bu süre içinde hafif yürüyüşler yapmak oluşabilecek tıbbi sorunları önlemek açısından gereklidir. Gebelik sırasında eklemlerde ve bağlarda oluşan gevşemelerin 3-5 ay sürdüğü unutulmamalı, egzersiz programı yapılırken bu konu dikkate alınmalıdır. Daha çok kas tonusunu artıracak egzersizler ve germe egzersizleri yapılmalıdır.

Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu İnce

Mevsim geçişleri ile bireylerde bazı hormonal değişimler olabiliyor. Bu değişimler ile birlikte iştah artışı ortaya çıkıyor. Bu yüzden mevsim geçişlerinde beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken değişen hava koşulların, günlerin uzamasına bağlı olarak beslenme saatlerinizde ve beslenme tarzınızdaki farklılıkların sağlanması, ayarlanmasıdır.

Bu dönemde kilo dengenizi korumak için şunları yapabilirsiniz:

  • Az az sık sık yemeye çalışın. Gün içerisinde 3 saatlik ara öğünler ve ana öğünlerden oluşan en az 6 öğünlü beslenmeye çalışın.
  • Hava değişimi nedeniyle oluşabilecek ödem şikayetleri için az tuzlu beslenmeye özen gösterin.
  • Düşük karbonhidratlı beslenmeye dikkat edin. Glisemik indeksi düşük beslenme programları bu anlamda önemlidir. Pirinç, beyaz ekmek, beyaz makarna, çay şekeri, bal gibi gıdaların yerine bulgur, tam tahıllı ekmek, esmer makarna ve esmer pirinç tercih edilmelidir.
  • Vücudumuzdaki sıvı dengesini normal düzeylerde tutmak için bu dönemlerde 10-12 bardak su içilmesine özen gösterilmeli.
  • Kabızlık şikayeti bu dönemde karşımıza çıkabilecek önemli bir sorun. Kabızlık problemleri olan bireylerin sıvı tüketimini arttırmalarını ve kayısı kompostosu veya kuru kayısı gibi kuru meyveleri tüketebilirler.

Mevsim dönüşlerinde beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte abur cubur ve yüksek kalorili yiyeceklerin tüketilme oranı da artıyor. Bizim sağlıklı kaçamaklar olarak nitelendirdiğimiz bazı formülleri kullanarak, abur cuburdan uzak yaşayabilirsiniz.

Ana öğünlerin dışındaki ara öğünlerde sağlıklı küçük aperatifler hazırlayabilirsiniz.

  • Örneğin 3 adet kuruyu kayısı ve bir adet ceviz
  • Yarım simit ve ayran
  • Meyveli yoğurt veya küçük kepekli sandviç
  • İki etimek ve beyaz peynir
  • Tenis topu büyüklüğünde meyve veya 1 avuç fındık veya badem

Hava değişimleri ve mevsim dönümleri bireylerde ruhsal anlamda psikolojik değişimler yaratabilir. Bu anlamda bireylere sakin olmaları kısa sürede alınan veya verilen, ani alınan veya verilen kiloların daha kolay gidebileceğini bu yüzden sağlıklı beslenme programı ile ideal kilo ağırlıklarına kavuşabileceklerini anlatırız. Ancak bunun için hızlı önlem almak önemlidir. Verilen veya alınan kiloların vücutta alışkanlık oluşturmamasına dikkat edilmelidir.

Mevsim değişimlerinde tatlı yeme krizlerinin oluşmaması için gün içinde şeker dengesini iyi ayarlaması gerekiyor. İnsülin salgısındaki ani yükselmeler ve düşmeler bu dürtülerin kriz olarak dönüşmesine neden olabiliyor. Bu yüzden aç kalmamaya ve düşük glisemik indeksli beslenmeye dikkat edilmesi önem taşıyor. Tatlı ihtiyacını baskılayabilecek bir tarif ise; bir kase yoğurt ile bir meyve karıştırılabilir bu karışımın içine bir tatlı kaşığı yulaf ve biraz tarçın ilave edilebilir. Bu karışımın buzdolabında 5 ile 10 dakika bekletilerek tüketilebilir. Bu tarife benzer özel sütlü tatlı ve meyveli tatlılar tatlı krizlerinin masum şekilde sonlanması için iyi alternatifler olabilir.

YORGUNLUK İÇİN ALINAN BİTKİSEL İLAÇLAR MASUM DEĞİLLER

Yorgunluk günümüzün en önemli şikayetlerinden biri. Kişinin kendini güçsüz hissetmesi, yapması gereken günlük temel işleri yapmakta zorluk çekmesi ve bu işleri yapacak enerjiyi bulamamasıdır yorgunluk. Yorgunluğu gidermek amacıyla alınan ve içeriğinin tam olarak bilinmediği bitkisel ya da bitkisel olmayan ilaçların kanserojen etkileri olabileceği konusunda uyarıda bulunan Acıbadem Maslak Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Kurtulmuş, şunları söylüyor:

“Yorgunluktan kurtulmak için insanlar bitkisel kaynaklı olan ya da olmayan çeşitli ilaç ve ürünlere başvuruyor. Bizler ilaçlarla tedavi verirken bilimsel kanıtlara göre hareket ediyoruz. Bu tür ilaçların kullanımı son yıllarda çok arttı. Yurtdışından gelen yeni ilaçlar var. Bunların büyük çoğunluğunun kanıta dayalı tıp noktasında dayanağı yok. Standardizasyonu yok. Deneyimler sonucunda veriliyor. Bitkisel tedavilere önem veren hekim olan ya da olmayan insanların önerileri oluyor. Sözkonusu ilaçlar yorgunluğa kısa bir süre iyi gelebilir. Vücudun diğer bölgelerinde neler yaptığını bilemiyoruz. Bitki kaynaklı ilaçların özellikle allerji, karaciğer hasarı, kullanılan başka ilaçlarla etkileşim, bazı hastalıkların tetiklenmesi gibi sonuçları doğurabildiği bilinmekte.”

Doç. Dr. Neslihan Kurtulmuş, yorgunluk konusunda merak edilenleri yanıtladı:

Yorgunluk depresyonla karıştırılabiliyor mu?

Yorgunluğun boyutu değişken olabiliyor, hafiften ağıra doğru ilerleyebiliyor. Ağır formlarında ise kişi tek başına toparlanamıyor, hatta uzun sürüyor. Yorgunluğun bazı somatik(bedensel) ve zihinsel fonksiyon bozukluklarının bulgularıyla beraber olması ise “kronik yorgunluk sendromu” duruma neden oluyor. Yorgunluğun tedavisinde önemli olan yorgunluğun altında yatan nedenin bulunmasıdır. Neden, günlük aktivitelerin fazla olması, kişinin bunları taşıyamaması gibi basit nedenler olabilir, kapasitesini aşan iş yükü olabilir. Yoğun olduğu günlerde yorgun olduğunu ifade edip hafta sonu dinlendiğini belirtebilmek basit yorgunluk nedenleridir. Altında depresyon olursa dinlense de düzelmez, tatile de gitse durum değişmez.

Yorgunluğa sebep olan hastalıklar var mı?

En sık gördüğümüz nedenlerden biri tiroid hastalıklarıdır. Özellikle hipotiroidi dediğimiz tiroidin yavaş çalışması yorgunluğa, halsizlik ve güçsüzlüğe neden olur. Hormon eksikliğinin başlıca kas, iskelet, dolaşım sisteminde yarattığı olumsuz etkiler sonucu ortaya çıkar. Tiroid hastalıklarının kişinin depresif olmasına da katkısı olabilmekte. Tiroid hastalıklarında kalsiyum, sodyum, potasyum gibi elementlerin miktarlarındaki değişiklikler de yorgunluk sebebi olabilir. Hipertiroidi hastalığında da yorgunluk görülebilir, metabolizma hızı ve oksijen tüketimi artar, sistemler hızlı çalışır yorgunluk ortaya çıkabilir. Tiroid hastalığını tedavi ettiğinizde bu duruma bağlı ortaya çıkmış olan yorgunluk belirtileri tamamen düzelir.

Kansızlık yorgunluk yapar mı?

Yorgunluğun en önemli ve en sık nedenlerinden biri de kansızlıklar. Tüm kansızlık tiplerinde görülebiliyorsa da en çok kadınlarda, demir eksikliği olması durumunda görülür. O da ciddi şekilde yorgunluk yapar. Demir eksikliğinde oluşan kansızlık hücrelerde oksijenlenmeyi bozar. Dokulardaki metabolik olayları olumsuz etkiler. Anemiyi tedavi ettiğinizde yorgunluk çabucak düzelir. Sağlıksız beslenen şehir insanında en sık görülen yorgunluk nedenleri arasındadır anemiler.Yine B12 vitamini eksikliğine bağlı anemiler de özellikle orta yaş ve üzeri grupta sık görülmekte ve ciddi yorgunluk sebebi olabilmektedir.

Yorgunluğa sebep olan başka hastalıklar var mı?

  • Şeker hastalığı da yorgunluk nedenlerinden biri olarak ortaya çıkar. Kan şekerinin yükselmesi ya da düşmesi değişik mekanizmalarla yorgunluğa sebep olur.Ayrıca endokrinolojik hastalıklardan paratiroid bezinin hastalıklarına bağlı olarak da yorgunluk ortaya çıkar.Paratiroid bezler kan kalsiyumunu dengede tutmakla görevlidirler.Kalsiyum kas-iskelet sisteminde ve nörolojik sistemde çok önemli rol oynar. Kalsiyum dengesindeki bozukluklar da yorgunluğa yol açar.
  • Böbrek üstü bezinin hastalıklarında özellikle kortizol düzeyinin düşüklüğü yorgunluğa yol açabilir. Bu ilerleyici bir hal alır, geçmeyen bulantılar, güçsüzlük, tansiyon düşüklüğü, ileri dönemlerde kusmalar olabilir. Ciddiye alınması gereken durumlardan biridir. Burada eğer hastalık tanınmazsa ciddi hayati tehlikelere bile yol açabilir.Kortizol fazlalığına sebep olan hastalıklar da yorgunluk sebebidir.
  • Hipofizden salgılanan bazı hormonların eksikliği ve fazlalığı yine yorgunluk sebebi olabilir.
  • Kalp ve solunum sistemi hastalıkları, hava yolunu tıkayarak sağlıksız uykuya neden olan üst solunum yolu problemleri(uyku apnesi olanalar), uzun süren infeksiyonlar, bazı romatizmal hastalıklar, nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar, ishale ve barsaktan emilim sorunlarına yol açan hastalıkalr, bazı ilaçların(kalp ilaçları, tansiyon ilaçları, psikiyatrik hastalıklarda kullanılan ilaçlar gibi) kullanımı da yorgunluk sebebi olabilir.
  • Yorgunluk çok genel bir şikayet olduğundan hastayı değerlendirirken görülme sıklığına göre düşünmek daha doğru bir yaklaşımdır. İlk planda anemi ve tiroid hastalıklarını dışlamak gerekiyor.

Dönemsel yorgunluklar nelerdir? Nasıl aşılır?

  • Mevsimsel yorgunluklar: Mevsim geçişlerinde olan yorgunluklar sık görülüyor. Hava şartlarındaki değişikliklerin yarattığı etkilerle hissediliyor. Kişinin beslenmesine, uykusuna dikkat etmesi gerekiyor. Bilinen multivitaminlerle destek olunabilir.
  • Sınav dönemi yorgunlukları: Sınav dönemindeki yorgunluklarda hekimin önerisi olursa vitamin dışında başka ilaç gerekirse verilebilir.
  • Adet öncesi dönemdeki yorgunluklar: Kadınların adet öncesi dönemde yorgunluk oluyor ama o daha karmaşık, hormonlardaki dalgalanmalardan kaynaklanıyor. Antidepresanlar takviye yapmak faydalı olabilir.
  • Yaşlıların yorgunluğu: Bunun dışında yaşlıların yorgunluğu var, yaşlılarda büyüme hormonu azalıyor, böbrek üstü bezinden salgılanan hormonların ayrıca östrojen ve testosteronun azalmasıyla yorgunluk olabiliyor. Azalan hormonlardan bazıları ilaç olarak verilebiliyor.

YORGUNLUĞU GİDERECEK ÖNERİLER:

1- YORGUNLUĞUN NEDENİNİ ÖĞRENİN: Öncelikle yorgunluğun sık görüldüğü kansızlık, tiroid hastalıkları ve belirttiğim hastalıkların, depresyon gibi nedenlerin araştırılıp tedavi edilmesi gerekir. Tedavi edildiğinde iyi sonuçlar alınır, yorgunluk geçer. Kendini iyi hissettiğini söyler hasta.

2- İYİ UYUYUN: Normalde sağlıklı bir insanın kendine verilen görevleri yapabilmesi için iyi uyuması ve sağlıklı beslenmesi lazım. Özellikle sağlıklı bir gece uykusu çok önemlidir. Kaliteli bir gece uykusu vücut direncini artırır, beyni dinlendirir.Bunu hem bazı maddeleri salgılayarak hem de hormonları düzenleyerek sağlar.

3- İYİ BESLENİN: Aşırı yağlı, karbonhidratlı yemeyin. Protein destekli beslenin. Olanaklar dahilinde et, süt, yoğurt tüketmeli, sebze-meyve yemeyi ihmal etmemeli. Sıklıkla yapılan ayaküstü beslenme tarzından olabildiğince uzak durulmalı, özellikle ev dışında çalışan insanlar öğün atlamamalı.

4- GÜCÜNÜZÜN ÜZERİNDE YÜK TAŞIMAYIN: Sağlıklı bir insanda yorgunluk oluyorsa o kişinin günlük yaşantısını değerlendirmek lazım. Kapasitenin üzerine çıkıldığında yorgunluk ve başka şikayetler çıkacaktır, ciddi hastalıklara dönüşecektir. Bu yükleri kişinin üzerinden kaldırmak gereklidir. Günümüzde birçok insan işini kaybetmemek için verilen her işi yapmaya çalışmakta, fiziksel ve ruhsal açıdan kapasitesinin üzerinde çalışmakta. Bunun sonucunda da başta yorgunluk ortaya çıkmakta bunu hastalıklar izlemekte.

5- MESAİ ARALARINDA MOLALARI İYİ KULLANIN: Vücudun günlük istirahatini sağlamak, acımasızca, aralıksız çalışmamak önem taşıyor. Mesai aralarında olabildiğince dinlenmeli, gündüz çok yoğun tempoda çalışılıp yoruluyorsanız, geceyi dinlenerek geçirmelisiniz.

6 – EGZERSİZ YAPIN : Kişinin fizik kapasitesine uygun olarak yapılanlar bağışıklık ve kas sistemini güçlendirerek faydalı olabilir. Egzersiz sırasında endorfin hormonu salgılandığı için kişinin kendini mutlu hissetmesine yol açar. Bu da yorgunluğu giderebilir. Egzersiz sürekli yapılırsa faydalı olur. Sporu düzenli bir şekilde yapabileceklere salon sporuna başlamalarını öneriyorum.Sporun faydalı olması için her şahıs için kendine özel süre ve ağırlıkta olması ve devamlılık arzetmesi gerekir.Aksi taktirde uzun kesintilere uğrayarak yapılan spor yıllarca spor yaptıktan sonra tamamen bırakan sporcularınkine benzer şekilde kondisyon kaybı, kilo artışları, güçsüzlük ve yorgunluk olabilmekte. Günlük yaşamda kolaylıkla uygulanabilecek, maliyeti olmayan yürüyüş en kolay ve etkin spor. Olanak varsa yüzmek de çok faydalı. Bunları yapmak yeterli. Yürüyüş kaslara, kemiklere, hormonal sisteme, metabolizmaya çok yararlı. Oksijenli ortamda, temiz havada yapılan yürüyüşün çok yararlı olduğuna inanıyorum. Aletli spor bilinçli yapılır ve sürdürebilirse faydalı olabilir, böyle olmazsa kendisi yorgunluk sebebi olur. Bu konuda da aşırıya kaçmamak gerekiyor.

7- GÜNLÜK STRESİNİZİ AZALTACAK UĞRAŞILAR BULUN: Her insanın önem verdiği, yaparken kendini mutlu hissettiği bir uğraşı vardır. İşte bunlara zaman ayırmak uğraşının kendisi fiziken yorucu olsa bile kişinin sonradan kendisini daha zinde ve mutlu hissetmesini sağlar. Dost ve arkadaşlarla iyi zaman geçirmek bile yorgunluk için iyi bir ilaç olabilir.

8- AŞIRI KAFEİN TÜKETMEYİN: Kafein gerek uyarıcı özelliği, gerek vücuttaki bazı maddelerin salgılanması, bazı maddelerin idrarla kaybına yol açarak bir süre sonra yorgunluğa yol açabilir. Bir fincan kahvede (granül kahve) ortalama 100-250mg kafein vardır. 250 mg ‘ a kadar kişiyi biraz zinde tutabilirken bu dozu aşınca sakıncaları başlar. Özellikle gece uykusunu olumsuz etkileyecek saatlerde kahve tüketilmemelidir.

9. SİGARA UZAK DURUN, ALKOLDE AŞIRIDAN SAKININ: Bağışıklık sistemini baskılayan, beslenmeyi bozan, uykuyu olumsuz etkileyen bu iki faktörden uzak durmakta fayda var.

10 . İÇERİĞİ BİLİNMEYEN İLAÇLARDAN UZAK DURUN: Yorgunlukla karşı karşıya kalanlar bitkisel ilaçlara başvuruyorlar genellikle. Oysa bu ilaçlar alerji, karaciğer hasarı yapabilir, metabolizmayı bozabilir, hormonal aktiviteleri değiştirebilir. Bunların sonuçları genellikle uzun sürelerin sonunda ortaya çıkıyor. Bu tarz değişik ilaçlar/ürünler kullanıp bize gelen ve tiroid fonksiyonları bozulmuş insanlar oluyor.Yine bu ürünler kanserojen olabilir. Bitkisel denilen o ilaçlar kadınlarda meme kanseri, rahim kanserini tetikleyebilir. Birçoğunun kanıta dayalı tıp düzeyinde yapılmış çalışmaları olmadığından ben önermiyorum.

Koşu bandı alırken doğru seçim yapabilmek için...

  • Koşu bandının verimini, kullanım yoğunluğu ve kullanıcıların ağırlıkları belirliyor. Koşu bandı seçerken, kullanıcı ve kullanım süreleriyle ilgili bilgileri mutlaka uzmanlara bildirmek gerekiyor.
  • Motor gücü, bir koşu bandının en önemli özelliklerinden biri. Motor gücü “beygir gücü” ile tanımlanıyor ve ev kullanımı için tasarlanmış koşu bantlarının beygir gücü, 1,5 ile 3 HP arasında yer alıyor. Belirtilen beygir gücünün "sürekli beygir gücü" olması, yani aynı performansı uzun süre devam ettirebilmesi de önem taşıyor.
  • Bunun yanısıra, bir koşu bandının motor gücünün yüksek oluşu, her zaman daha verimli olduğunu göstermiyor. Sürekli beygir gücünün yanında, soğutma sistemi, ruloların büyüklüğü gibi pek bahsedilmeyen ama önem taşıyan başka faktörler de bulunuyor. Bu nedenle koşu bandının sizin için uygun olup olmadığını anlamanın en iyi yöntemi, koşu bandını denemektir. Koşu bandının üzerinde yürürken, motor zorlanmıyorsa veya yavaşlamıyorsa, bu koşu bandının kapasitesinin size uygun olduğunu söyleyebiliriz.
  • Koşu bandının bant boyutlarının da kullanıcıya uygun olması gerekir. Bandın, rahat adım atmaya olanak sağlayacak boy ve ende olması, kullanım rahatlığı için büyük önem taşıyor.
  • Koşu bandının esnek ve yumuşak bir zemine sahip olması, eklemlere baskı yapmamasını sağlar. Bazı koşu bantları, diğerlerinden daha esnek ve yumuşak zemine sahiptir. Spor ayakkabılarınızla koşu bantlarını deneyerek aradaki farkı hissedebilirsiniz.
  • Kalp atış hızının, yani nabzın, spor yaparken izlenmesi büyük önem taşıyor. Birçok koşu bandında elden veya göğüsten nabzı izlemek olasıdır. Eğer beğenilen koşu bandının nabız ölçme işlevi yoksa Polar® nabız ölçer saat eklenebilir. Polar® ile kalp atış hızı ölçümü, hem daha hassas ölçüm imkânı verir hem de koşarken tutunmanıza gerek kalmaz.
  • Koşu bantlarında koldan kolay kullanım tuşları, fan, kitap koyma yeri olması da önem taşımaktadır.
  • Koşu bandının sizin ergonominize uygun olması gerekir. Tutacaklarını eğilmeden tutabilmeniz, rahat kullanabilmeniz önemlidir.
  • Koşu bantlarının bazılarında, üretim aşamasında tasarlanmış hazır egzersiz programları bulunuyor. Bazı koşu bantlarında ise, hazır programlara ek olarak kullanıcıların da tasarlayabileceği özel programlar yer alıyor. Koşu bantlarındaki program çeşitliliğini, kullanım amacınıza göre değerlendirmeniz mümkün.
  • Koşu bandının eğim seçenekleri manuel mi ayarlanıyor yoksa otomatik mi? Almadan önce mutlaka sormanız gereken önemli bir ayrıntı... Eğer otomatikse, hiç koşu bandından inmeden eğimi düğmeden ayarlamanız mümkün...
  • Koşu bandı alırken firmanın teknik servis ve yedek parça olanaklarını da mutlaka inceleyin. Koşu bandına verilen en az iki yıllık garanti süresi, bu süre içinde ve sonrasında sunulacak hizmetin kalitesini kesinlikle araştırın...

Power Balance

POWER BALANCE NEDİR?

Sporcular tarafından sporcular için geliştirilen PowerBalance; seçkin sporcuların, sporu yaşam biçimi haline getirenlerin ve fitness tutkunlarının tercihidir.

POWER BALANCE KULLANICILARI NE DİYOR?

Power Balance kullanan sporcular, performansın başarılarında oynadığı kritik rolün bilinciyle, ürünün faydasına inanıyorlar. Power Balance kullanan kişilerin sayısı her geçen gün artıyor. Şimdi deneme sırası sizde!

POWER BALANCE HANGİ AMAÇLA ÜRETİLDİ?

Seviyesi ne olursa olsun, spor yapan herkesin performansını maksimuma çıkarmak amacıyla kurulan şirketin misyonu, herkesin hayatı dolu dolu yaşamasını sağlamaktır.

POWER BALANCE BİLEKLİKLERİ HERKESTE İŞE YARAR MI ?

Dünyanın her yerindeki Power Balance kullanıcılarından ürünle ilgili olumlu geri dönüşler ve yorumlar almamıza rağmen, Power Balance’ın istisnasız herkeste işe yaradığına dair garanti vermek mümkün değildir. İşte bu yüzden, aldığınız üründen memnun kalmazsanız, 30 gün içinde fişinizle beraber getirip, hiçbir açıklama yapmadan iade edebilirsiniz.

YottaMark

Satın alırken içiniz rahat olsun. Ambalajda yer alan YottaMark güvenlik kodu sayesinde, elinizdekinin orijinal bir Power Balance ürünü olduğundan emin olabilirsiniz.

Daha fazla bilgi için verify.yottamark.com

YottaMark Nedir?

YottaMark, her Power Balance ürününün ambalajında yer alan 24 haneli bir güvenlik kodudur. Her bir kutunun kendine özel kodu vardır. Web sitesinden YottaMark kodunuzu onaylatarak, yüksek kalitede ve orijinal bir Power Balance ürününe sahip olduğunuzdan emin olabilirsiniz.

Eğer ürününüzün sahte olduğunu öğrenirseniz, lütfen bize gerekli bilgilendirmeyi yapın, sahte ürünleri tüketicilerden uzak tutmamıza destek olun.

eticaret@finspor.com.tr 0 212 259 70 57 /148

YottaMark’ı Nasıl Kullanırım?

Ürününüzün ambalajında yer alan YottaMark güvenlik kodu, elinizdekinin gerçek bir Power Balance ürünü olup olmadığını anlamanızı sağlar.

ELİNİZDEKİ ORİJİNAL BİR POWER BALANCE ÜRÜNÜDÜR

A. verify.yottamark.com adresine 24 haneli size özel güvenlik kodunu girin. Onay mesajınız anında size ulaşacaktır.

B. Eğer elinizde bir akıllı telefon varsa, orijinallik onayını almak için, 2 boyutlu barkodu telefonunuzun kamerasıyla tarayabilirsiniz. (Bu işlem için telefonunuza QR Kod Okuyucu uygulamasını yüklemeniz gerekir. 1-Nigma ve benzeri uygulamaları ücretsiz olarak indirebilirsiniz).